"ÇANAKKALE'DE BİZ YENİLDİK Mİ?" Aziz GÜLER
ÇANAKKALE’DE BİZ YENİLDİK Mİ?
BİR ZAFERİ UNUTTURMAK. 18 MART'TA YAS MI TUTACAĞIZ? KUTLAMA MI YAPACAĞIZ? 
 
 
 27-6-2002 tarihinde TBMM tarafından bir kanun kabul edildi. Kabul edilen kanun ile 18 Mart tarihinin “Şehitler Günü”, 19 Eylül Tarihinin ise “Gaziler Günü” kabul edildiği, kanunun kabulünden sonra  hazırlanan bir yönetmelik ile Şehitler Günü ile Gaziler Günü anma programlarının nasıl yürütüleceği de düzenlendi. 
 
TBMM Komisyon Raporuna bakınca, ayrı ayrı, küçük küçük yapılan Kara Şehitlerini Anma, Hava Şehitlerini Anma, Çanakkale Deniz Zaferi Kutlaması gibi anma ve kutlama faaliyetlerinin ayrı ellerden yürütüldüğü, Kamuoyunda yeterli etki yaratmadığı, hak ettiği ilginin sağlanamadığından bahsediliyor. Çıkarılan Kanunun ve bu kanuna dayanarak hazırlanan Yönetmelik kapsamında yapılan düzenlemelerin Gaziler günü ile ilgili herhangi bir problem yoktur, komisyon raporunda da belirtildiği gibi Gazilerimiz için özel bir gün belirlenmiş, Mustafa Kemal ATATÜRK’e TBMM tarafından GAZİ ünvanının verildiği tarih seçilmiş, Yurt Genelinde Gazilerimize yönelik etkinlikler yapılması sağlanmıştır ve bu özel günde Gazilerimize yönelik etkinlikler planlanması ile önemli bir eksiklik giderilmiştir. 
 
Peki ama Şehitler Günü? 
 
Şehitler Günü esasen bir anma programıdır. Öyle de olmalıdır. 
 
Ama anma ile kutlama nasıl bir araya getirilebilir ki? 
 
18 Mart Çanakkale savaşlarında henüz Kara Savaşlarının başlamadığı, süngü süngüye muharebelerin olmadığı bir tarihtir. 
Daha Mustafa Kemal “Ben size taarruz etmeyi emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar gelebilir.” emrini dahi vermemiştir. 
 
Mehmet Akif’in mısralarındaki “Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela”... olarak tasvir edilen kara birlikleri, yani yedi düvelin yarısı gemilerde, yarısı Mısır İskenderiye Limanında ve kendi ülkelerinde hazırlık yapmaktadır.
 
Bir tarafta Vatan için Bayrak için toprağa düşmüş askerlerin, Mehmetçiğin yasını tutar, acısını yüreğimizin en derin yerinde hisseder iken nasıl Çanakkale Deniz Zaferini kutlayabiliriz? 
 
Ne yaparak Çanakkale’de  Yedi Düveli dize getirdiğimiz bir kahramanlığın, fedakarlığın, zaferin coşkusunu yaşayabiliriz?
 
Hiç düğünle yas, bir araya gelir mi?
 
Yenilmez armadayı nasıl dize getirdiğimizi konuşacak iken Şehitliklerde ki acımızı nasıl unuturuz?
 
Bu işte bir yanlışlık var. 
 
Böyle olmaz, 
 
Biz Çanakkale de ZAFER KAZANDIK ZAFER. 
 
Kutlamalıyız bu zaferimizi doya doya, 
 
Anlatmalıyız yediden yetmişe herkese, 
 
18 Mart bizim için Çanakkale Zaferinin birinci bölümü değilmidir? 
 
Anafartalar’da, Conk Bayırında biz zafer kazanmadık mı? 
 
Gemilerine binip kaçarak gitmediler mi Çanakkale’den? 
 
Biz neden yas tutma günümüzü zaferimizin içerisine koyuyoruz ki? 
 
18 Mart tarihini yenilmez armadayı Çanakkale’nin soğuk sularına gömdüğümüz gün olarak kutlamalıyız.
 
25 Nisan 1915 tarihini karaya çıktıklarına çıkacaklarına pişman oldukları günü hatırlatmak için kutlamalıyız.
Hem de 57'nci alayın taarruza başladığı 25 Nisan saat 10.00’da başlamalı kutlamalarımız.
 
09 Ocak 1916 günü tası tarağı toplayıp sessizce Çanakkale’den kaçmadı mı İngiliz’i, Fransız’ı, Anzak’ı? 
 
09 Ocak’ta sembolik keşif kolları göndermeliyiz her çıkarma bölgesine çalı diplerine saklanıp kalan varmı diye bakmak için.
 
Mesaj yayınlamalı keşif kolu komutanı “Aradık baktık kimse yok hepsi kaçmış.” demeli Türk Milletine.
 
İşte o günlerin anısına Çanakkale Zaferini kutlamalıyız coşkuyla,
 
Havai fişekler atmalıyız gökyüzüne, 
 
Bayramlıklarımızı giymeli, fener alayları düzenlemeliyiz, 
 
Nasıl yenildiklerini hatırlatmalıyız emperyalistlere.
 
Kaçıp gitmek zorunda kaldıklarını KAFALARINA KAZIMALIYIZ.
 
Her yıl Türk Milletinin önünde nasıl diz çöktüklerini hatırlamalılar,
 
Hatırlamalılar ki bir daha aynı şeylere niyetlenmesinler. 
 
Hatırlamalılar ki onların yüreği burulmalı, onlar üzülmeli, onlar kaybettikleri bir savaşı bir daha, bir daha yaşamalı, hafızalarına nakşetmeliler.
 
25 Nisan Kutlama günü olmalı bütün yurtta, 
 
Elbette bir de Şehitler Günümüz olmalı, Vatan için Bayrak için bu toprağa düşen her askeri, her insanı hatırlamalı, hatırlatmalı, yüreğimizdeki acıyı közletmemeliyiz. 
 
Şehitler günü bizim için Sarıkamış’tır. Sarıkamış faciasını yaşadığımız günlerden 05 Ocak tarihini şehitler Günü olarak ilan etmeliyiz. 
 
Onlar vatan için, bayrak için hiç düşünmeden hayatlarını verdiler, kutlanacak bir şeyimiz yok Sarıkamış’ta. 
İşte o gün yas günümüz, 
 
İşte o gün anma günümüz, bütün şehitlerimizi o gün anmalıyız ki yasımızı yaşayalım. Dualar ile, mevlitler ile şehitlerimizi analım. Hiç ayrım yapmadan, asker, polis, öğretmen, vatandaş demeden hepsini analım.
 
Hem kutlama hem yas, hem şenlik, hem hüzün bir arada olmaz bu işi bari doğru düzgün yapalım.
 
Aziz GÜLER
 
zabitan.net@gmail.com
 
767 kez okundu
29.03.2018

Yorumlar