TEKNOLOJİ, SAVAŞ, GELECEK VE TOPÇU SINIFI-UĞUR ŞERİF PEKER

TEKNOLOJİ, SAVAŞ, GELECEK VE TOPÇU SINIFI

         1.            Giriş:

                               Özellikle sanayi devrimi ve sonrasında bilimin ön plana çıkması, teknolojinin yüksek bir ivme ile gelişmesi Dünya’da sanayi ve gelişme süreçlerinin ayrılmaz parçası olmuştur. Bilim ve teknolojideki büyük ivme insanlığın sorunlarının çözümünde, refah ve kalkınmanın artmasında önemli rol oynamıştır[1].

Süper gelişmiş iletişim olanakları ile Dünyanın içinde bulunduğu globalleşmiş ortam teknolojinin geliştiği her alanın bütün Dünya vatandaşları tarafından kolayca kullanılabilir olmasını da sağlamıştır. Ancak teknolojiyi geliştirenlerin, geliştirdikleri ve doğal olarak sahip oldukları bu teknolojik gelişmeleri kullanma ve evrenselleştirme konusunda uyguladıkları içe kapanık bireysellik, isteyen her insanın teknolojik gelişmelerden haberdar olmasını sağlamasının yanı sıra o teknolojileri kullanma konusunda maalesef sınırlamaları da gündeme getirmiştir. Bunun bir sonucu olarak, günümüzde teknolojiyi takip etmek kolay olmasına rağmen gelişen teknolojileri kullanmak da zorlaşmış ve bundan daha önemlisi çok daha karmaşık bir hal almıştır. Teknoloji eskiden olduğu gibi her insan tarafından alınıp kullanılabilen ve kolay anlaşılabilen bir kavram olmaktan olabildiğince uzaklaşmıştır. Çünkü gelişen zaman içerisindeki teknolojiyi anlayabilmek için de bir altyapıya sahip olmak zorunluluğu meydana gelmiştir.

Bilim ve teknoloji, insanlığın daha iyi bir bugün yaşaması ve daha iyi bir geleceğe ulaşması için kıyasıya bir rekabet içinde gelişmektedir. Devletler ve çokuluslu şirketler arasında keskinleşen rekabet, bilim ve teknoloji alanında hızla yayılmaktadır. Bu rekabet teknoloji, ticaret, finans ve iletişim ağlarını ele geçirmek için kıyasıya bir yarışı körüklemektedir. Bugün bilgi ve teknoloji bir hegemonya oluşturma aracı olmuştur. Bir başka deyişle, bilim endüstrileşmiş, bilgi ve teknoloji üretimi monopollere ayrılmış, az gelişmiş ve az teknolojik ülkeler yaşam damarlarını bağladıkları teknolojiye bağımlı hale gelmişlerdir yaşamak için.

Bu olgu içerisindeki gelişmeler, her şeyi durağan bir yapıdan daha etken daha üretken, mobilitesi yüksek ve daha meraklı bir yapıya taşımıştır. Merak ettikçe kendi hayatını kolaylaştırma çabasına giren insanoğlu, beraber yaşadığı diğer canlılardan kopyaladığı savaşma ve mücadele içgüdüsünü de birbirleri ile yaptığı savaşlarla şekillendirmiştir. Bu yüzden günümüzde savaşlar da nesil nesil ele alınır olmuştur. Çünkü insanoğlu her yaptığı savaşta elindeki ölümcül imkânları teknoloji yardımı ile misliyle artırmıştır.

Ülkemizde bilimin yeri teknolojideki gelişmeleri himaye edecek şekilde gerçekleşmemektedir. Teknolojinin ürün üzerinde, ürün geliştirme ve imalat sürecinde, direkt olarak çok önemli rolü bulunmaktadır. Herhangi bir sanayi dalından ziyade savunma sanayii ele alındığında yaratılan katma değeri belirleyen etkenlerden biri de savunma sanayii sektörünün hangi teknoloji düzeyine sahip olduğudur.

Tabii ki bu hususu, sadece ülkemiz için değil neredeyse küreselleştiğini iddia etmeye hazırlandığımız savunma sanayii hakkında bütün ülkeler için de söylememiz gerekmektedir.

Evet! Savaşlar nasıl küresel tepkimelere sebep oluyorsa, bunu destekleyen teknolojileri, sanayii ve hatta bunun için harcanan kaynakları da küresel olarak düşünebiliriz. Nasıl olsa ilerideki savaşlar, boyutları ne olursa olsun bölgesel olarak başlayıp küresel sonuçlarla yargılanacaklar.

2.      Savaşlar ve İnsan:

Savaşın ne olduğunu ve neyi amaçladığını, insanların niçin savaştığını sorgulamak ve buna cevap aramak konusunda herhangi bir iddia ortaya atmak aslında biraz da iyimserlik olur. Bu; insanoğlunun zaten doğasında olan bir özelliği tarif etmekten başka bir şey değildir.

Savaşlar insanın yaşam alanlarının ya da tarım alanlarının genişlemesi için yapılagelirken, aslında savaşan tarafların rolleri savunan veya saldıran olarak şekillense de bu husus her çağda değişiklik göstermiştir. Burada değişmeyen ve bekli de gelecek binyıllar boyunca da değişmeyecek olan tek şey “insanların her zaman kıt kaynaklar için” savaşacak olmasıdır.

Nesiller boyunca da savaşlar çeşitli kategorilere ayrılmıştır. Bu kategoriler o kadar çok değişik şekilde dile getirilir ki her bir yazar her bir stratejist ve her bir sosyal bilimci tarafından değişik bir biçim yaratılabilir. Bunları birçok şekilde ifade edebiliriz. İlk bakışta aklımıza gelen en belirgin sınıflandırma aşağıdaki şekilde ifade edilebilir:

 

Eğer bu kategoriler ile yapılan sıralamayı dikkate alıp bir inceleme yapacak olursak, neredeyse 100’den fazla alt başlık ile konuyu incelememiz gerekir.

Savaş; insanın vazgeçilmezi, bitmek bilmeyen yayılma çoğalma ve sahip olma içgüdüsünün realizasyon aracı ve tahakküm etme dürtüsünün doğal yöntemi ve aslen her canlının doğal karakteri olmuştur.

   Kıt kaynaklar, çağlar ilerleyip sosyolojik roller toplum içerisinde değişik şekiller oluşturmaya başlayınca savaşların tabiatı değişmiştir. Tarihte, saçma ve komik amaçlarla ya da yanlışlıkla birbirleri ile savaştıklarını çok sonra anlayan ülkelerden de bahsedilir.

   Mesele savaşmak, savunmak ve saldırmak olduğu müddetçe ortada gerekli olan bir insan gücü vazgeçilmez faktör olarak kendisini gösterirken, bu faktörü destekleyecek ve taraflardan sahip olana üstünlük sağlayacak bir silah olgusu da mevcuttur. Silah ne kadar tamamlayıcı ve mükemmel olursa sahip olan tarafa o kadar üstünlük sağlar.

Bu olgu yardımı ile yapabileceğimiz sınıflandırma ise doğasını biraz da araştırılan geçmiş savaşlardan almıştır. Bu şekliyle savaş nesillere ayrılarak incelenir[2].

Nesiller arasındaki bariz fark ne insan, ne yer, ne zaman sadece ve sadece TEKNOLOJİ olmuştur dersek aslında çok da iddialı bir varsayım ileri sürmüş sayılmayız. Çünkü aşağıdaki şekilde birbiri ardına sıralanan savaş nevilerinin tamamı hep bir öncekinden sonra meydana gelen teknolojik gelişmeleri kullanarak mutasyona uğramış savaş nevileridir.

    

                3.            Teknoloji ve Değişen Yüzü – Yeni Ufuklar, 21’inci YY dan Sonrası:

Teknoloji (Yunanca τέχνη (sanat) ve λογία (bilmek)), sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. İnsanoğlunun gereklerine uygun yardımcı alet ve araçların yapılması ya da üretilmesi için gerekli bilgi ve yetenektir. Teknoloji ayrıca, bir sanayi dalıyla ilgili üretim yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri kapsayan bilgidir.

Bir insan etkinliği olarak teknoloji, insanlık tarihinde bilim ve mühendislikten önce ortaya çıkmıştır. Teknolojinin, bilimin uygulamacı yönü olduğu görüşleri de vardır.

Teknoloji, günümüzde veri paylaşımının en etkin bir biçimde kullanılarak keşiflere yön vermesinin aktif bir parçası olarak da tanımlanabilmektedir[3].

Teknoloji, tanımı veya diyalektik kaynağı nereden ve neden gelirse gelsin yaşamımızın her alanında kendini göstermekte ve her alanda kolaylıklar sağlamaktadır. Aslında bu, fazlası ile taraflı bir aksiyom olarak görülebilir bazılarına. Çünkü teknolojinin, insanoğlunu karşısına aldığı durumları da görmek mümkündür.

Savaş ve günlük hayat özellikle 20’nci YY başındaki iki büyük Dünya savaşı felaketinden sonra birbirleri ile çok yakın iki kavram haline gelmiştir. Öyle ki, savaş teknolojisindeki değişim ve gelişim, YY başındaki iki Dünya savaşı arasında geçen 20 yıllık süre zarfında, o zamana kadar yaşanmış olan binlerce yıllık gelişmeleri ve daha da ilginç ve korkutucu olanı; ivmeyi, geride bırakarak inanması güç bir düzeye ilerlemiştir. İnsanoğlu yaşlı Dünya’nın kaynaklarını o kadar hızlı olarak kullanmış ve bu kaynaklardan elde ettiği faydayı o kadar hızlı olarak geliştirmiştir ki buna şimdi geriye doğru büyük resme bakarken bile inanmakta güçlük çekmekteyiz.

Şöyle ki, barutu icat ederek bunu bambudan yaptığı borular içinde kullanarak silahlara uygulayan insanoğlunun, barutun gelişmiş hali ile içinde patlayıcı olan ve düştüğü yerde parça tesiri ile etki gösteren top mermilerine terfi etmesi neredeyse 1000 yıllık bir süreç almıştır.

İki Dünya savaşı arasındaki zırh, patlayıcı, silah, iletişim ve malzeme teknolojilerindeki gelişmeler, bambu borulu silahlar ile başlayan bu süreçten neredeyse binlerce kez daha hızlı olarak ilk Dünya savaşını takip eden ikinci Dünya savaşında hazır olmuştur.

Neticede ikinci Dünya savaşının bir atom bombası kullanılarak sona erdirilmesi, Dünyamızı ve insanlığı nükleer bir tehdidin risk alanına sokmuştur. Her iki Dünya savaşı arasında ve takip eden soğuk savaş döneminde önceki çağlardaki bir iki nesil ardından savaşların üst üste üç nesil değiştiğini ve savaş şeklinin çok daha değişik boyutlara ulaştığını söyleyebiliriz.

Peki teknoloji ne olmuştur bu arada?

Değişmiştir, gelişmiştir tabii ki, zaman teknolojiyi dağdan yuvarlanan bir kartopu gibi büyüyen ve ivmelenen ve her türlü düzeni bu büyüklük ve ivme ile değiştirme yeteneğine sahip devasa bir bilgi paketi haline getirmiştir.

İstanbul Teknik Üniversitesinden Sayın Prof. Dr. İsmail Duman; “bilim fakir oğlan, kapital de zengin kızdır. Bunların aşkından doğan gayri meşru çocuğa teknoloji adı verilir” diyerek çağlar içerisinde sermayenin teknoloji üzerindeki etkisini çok ironik biçimde dile getirmiştir.

Bana göre, teknoloji insanlık tarihi boyunca yaşanan her türlü gelişmenin, çimentosu olmuştur. Bu konuya şüpheci ve analizci bir tavırla yaklaşılırsa, varoluşundan beri insanda olan zekâ, akıl, mantık, fiziksel güç ve beynin getirdiği diğer üstünlük vasıfları, teknoloji dediğimiz olgu olmadan yalnız başlarına işe yaramaz. Aslında bu düpedüz bilgi, endüstriyel güç ve teknolojinin oluşturduğu bir saç ayağıdır. Elbette bu saç ayağının her birine etkiyen siyaset, pozitif bilimler, mantık, strateji gibi tamamlayıcı konular da mevcuttur. Sadece zekâ ve fiziksel güç olsa elimizde, bunu asla teknoloji olmadan işe yarar bir çıktı haline getiremeyiz. Ya da sadece mantık ve fiziksel güç olsa yine çok bir şey ifade etmezler yapacağımız faaliyete göre. Özetle eğer zekâmız, aklımız, mantığımız ve diğer faktörlere beraber bir sinerji oluşturarak düşmanımızı bertaraf etmeye çalışsak, bu faktörlerin her biri teker teker ya da hepsi beraber aralarında teknoloji denilen çimento olmadan gerçekçi bir fayda sağlayamazlar. Bunları faydalı hale getirmek, savaşta ya da daha doğru bir deyimle savunma sanayinde kullanmak için aralarındaki etkileşimi güçlendirmek ve birbirlerine bağlamak için teknolojiyi kullanmak gereklidir.

Geçmişte kullanıyorduk, şimdi kullanıyoruz ve gelecekte de kullanacağız…

Teknoloji, Dünya tarihi boyunca elde edilen gelişmelerin kavramsal hafızasıdır. Teknoloji, şimdi kullandığımız her türlü yeniliğin tarihsel haritasıdır, kronolojisidir. Teknoloji, insanoğlunun ilerisinde uzanan yeni ufuklara yol almak için onu ivmelendiren bir yelkendir.

Teknoloji, dallara da ayrılmıştır. Böyle olması gerekli hale gelmiştir. Çünkü tarihsel gelişime baktığınızda her bilim dalı için gerekli bilgi paketini oluşturmak ve o daldaki gelişmeleri karşılamak için ayrı bir araştırma ayrı bir gayret yoğunluğu gerekmiştir. Bu sayede bilimler geliştikçe detaylar artmış teknoloji sınıflanmıştır. Belki de son yüzyıldaki ivmelenmenin en önemli sebebi de budur.

İlk çağlarda savaşmak için taş kullanılırken daha sonra bronz, demir ve çelik kullanılmaya başlanmıştır. Mızrak mesafesi, yay kullanmak ve mızrak boyutunu oka dönüştürmek sureti ile menzil mızrak mesafesinden ok mesafesine uzamıştır. Yani savaşan aktörlerin aralarındaki mesafe artmıştır. İnsan savaşırken bir yandan da kendini korumayı öğrenmiştir. Zırhı geliştirmiştir.

Bilgi geliştikçe, savaşmak için kullanılan her şey daha öldürücü ve daha karmaşık hale gelmiştir. Sonuç olarak bir etkileşim de başlamıştır savaşan Dünya ile günlük hayat arasında. İnsanlar korunmak için yeni icatlar yapmışlar, düşmanından kaçmak için süratli makineler geliştirmişlerdir. Bu icatları, savaşlarda kullandıkları mantık ile geliştirmeyi de bir endüstri felsefesi haline getirmişlerdir. Savaşmak için biyolojiden hidromekaniğe kadar birçok alanda geliştirilmeye çalışılan her teknoloji, bugün günlük yaşantımızda da bize bir veya daha çok kolaylık sağlayarak yerini muhafaza etmektedir.

Savaşan tarafların mesafelerinin birbirlerinden uzaklaştığından bahsederken sadece mızrak, ok yay demişken, artık nesiller boyu gelişen teknolojilerle savaşlar bu menzili kıtalararası boyuta genleştirmiştir. Bölgesel boyuttaki harpler, topyekûn savaşların küçük parçaları olarak başlatılmışlar ve taktik de aynı ölçüde gelişmiş, kullanılan silah ve sistemlerle beraber aynı oranda da karmaşıklaşmıştır.

4.      Teknoloji ve Topçuluk:

Ateş desteği, karmaşık hale gelen bu savaş olgusu içerisinde muharebe sahasında manevrayı besleyen, onun karşısındakini ezecek kadar büyümesini ya da kesin sonuca varmak için şekil değiştirmesini sağlayan en önemli faktör olarak karşımıza çıkar.

Manevra ateş desteği ile faydalı hale gelir.

Esasına bakılacak olursa ateş desteği olmadan yalnızca manevrayı da başarı ile devam ettirmek mümkün değildir. Çünkü cephede topyekûn bir harekâtta sadece piyade silahları ile kesin sonucu alacak bir çatışma şekli de mümkün değildir. Bu, ancak karşı tarafı en fazla baskı altında tutan ya da başka bir deyişle karşı tarafın muharebe sahasındaki hareketlerini en fazla sınırlayan tarafından gerçekleştirilebildiği denenen ve icra edilen her muharebede ispatlanmıştır.

Öyle ki, elde edilen bu sonuç savaşan insanların ana prensibi olarak şeklini almış ve ülkeleri kitle imha silahlarını (KİS) geliştirmeye yöneltmiştir. Bunun felakete sürükleyen sonuçları görüldüğü için Dünyamız, KİS kullanılmayan, topyekûn savaştan ziyade bölgesel savaşların tercih edildiği bir siyasi ortama yönlenmiştir. Bu yönleniş kendine has bir stratejik yapılanma ve taktik tertiplenme prensiplerini de doğurmuştur. Meydana gelen bu esaslar gereği her türlü silahın menzili uzamış, muharebe sahasındaki her faaliyetin süresi limit düzeylere kadar kısalmıştır.

Muharebe sahasının esas ateş destek unsuru olan topçu da bu konudan nasibini almıştır. Artık 5-10 kişiden oluşan silah ve sistem mürettebatları yerini daha kompakt daha otomatik ve mobilitesi yüksek silah ve sistemlere bırakmakta, bunlar da muharebe sahasında gelişen teknolojik imkânları en son sınırda kullanarak ağ tabanlı yapı ile haberleşerek ateş desteğini sağlamaktadır.

Aslına bakılacak olursa topçu, muharebe sahasının vazgeçilmezi olmakla birlikte diğer muharebe sahası aktörlerinden çok daha fazla pozitif bilim kullanır. Bu yapısıyla gelişmeye çok da açıktır. Sadece muharebe sahasında kendisinden beklenenleri iyi yorumlayarak bunlara etkin, zamanında ve yeterli sayıda mermi ile karşılık vermek gibi bir sorumluluğu vardır.

Muharebe zaman içerisinde çok değişik şekiller almıştır. Savaşan tarafları sınırlayan insanî, etik ve hukuksal kısıtlamalar da özellikle 21’inci yy içerisinde gündeme gelerek muharebelerin daha insanî olması yolunda tarafları zorlamaya başlamıştır. Aslında muharebelerin insanî olması kendi içinde bir ironi de oluşturmuştur, bunu da kabul etmek lazım ama insanoğlu yaptıkları savaşlarda çok kayıplar vermiş ve artık savaşlardan kaynaklanan acıların bir daha yaşanmaması için uluslararası düzeyde organize olmuştur.

Bu konu savaş sanayii ile uğraşanları durdurmamış, çünkü her ne olursa olsun Dünyadaki tehdit daha da çok yönlü boyutlara uzanarak devam etmiştir. Eskiden paktlar arası bir tarafgirlik mevcut iken, şimdi paktlar parçalanmakta ve mikro milliyetçilik kavramı ile beraber daha küçük boyutlu ve daha küçük kapsamlı, küçük ama etkin ve siyasi olarak güçlü tarafcıklar oluşmaktadır. Yani özetlemek gerekirse savaşların hacmi büyümüş ve sonrasında tekrar daralarak hacimsel bir harmoni oluşturmuştur.

Bu arada antik ve eski çağlarda rastladığımız ve 20’nci YY.da neredeyse unuttuğumuz deniz korsanlığı gibi kavramlar da yeniden gündemdeki yerini almaya başlamıştır.

Topçu, ilk kullanıldığı zamandan beri muharebenin esas faktörü olmuştur. Ateş desteği her nesildeki harp çeşidinde muharebe sahasının ana fonksiyon alanlarında kendini göstermiş ve planlamalarda manevrayı şekillendirecek ana çarpan halini hep korumuştur.

Buradan hareketle harplerin gelişimini ve teknoloji kullanımının derecesini Topçuya baktığımızda rahatlıkla görebiliriz. Her çağda topçu, düşmanı bulunduğu çizgiden saptıracak, hedefine gitmekten caydıracak ve düşmanı tecrit edecek kabiliyeti manevra ile paralel olarak geliştirmeyi bilmiştir. Piyade zırha büründü ise, topçu da ateş desteğini zırhın arkasından vermiş, manevra etki odağına fokuslandı ise topçu da ilgisini, etkisini ve taktiğini bu yöne bütünleştirmiştir.

Bu yüzden de akla gelen her bilimi kullanmış ve Çinlilerin barutu icat etmesinden bu yana her alanda teknolojik hafızayı kullanmıştır. Fizik, kimya, elektronik, metalürji, balistik, psikoloji, mühendislik alanlarının neredeyse hepsi topçulukla alakalı bir hususu direkt veya dolaylı olarak bünyesinde besler olmuştur.

Topçuluk da orduların en bilime açık ve teknolojiyi en fazla kullanan branşı olarak muharebe meydanlarında işlevini yerine getirmeye devam etmiştir.

Endüstri devrimi sırasında kullanılan metalürji teknolojileri, fizik, kimya, matematik ve biyoloji gibi temel bilimlerin kullanıldığı ortaçağ teknolojileri ve günümüzde nanoteknoloji, sibernetik, dianetik[4] gibi yeni bilimler, teknolojiyi de değişik bir hale sokmuştur.

5.               Mevcut Teknolojiye Topçu ile Bakış:

   Teknoloji gerçekten bilimin kronolojisi, halen gelinen noktanın tarifi ve geleceğe doğru insanı ivmelendiren bir yelkendir. Bu yüzden teknolojiyi bilmek ve onun güncelini yakalamak da ayrı bir uğraş dalı gibi görünür olmuştur.

   En basit şekli ile mevcut teknolojinin durumunu irdelemek için geçmişe bakmak ve geçmiş ile geleceği karşılaştırmak bir yoldur. Zira rekabet ve kapital bunu rahatlıkla ortaya koymamızı engellemekte, bir de bunlara harp sanayiinin gizemi eklenince durum daha da müşkül bir hale gelmektedir.

   Şu anda insanlık bilgi çağını yaşamakta ve bu çağın nimetleri üzerinden fayda sağlamaktadır. Artık basit yaşam kaygıları yerini daha üst düzey kaygılara bırakmıştır. İnsanlar günümüzden 300-400 yıl önce veba hastalığı ile savaşırken artık gelişen tıp, veba veya ona benzer birçok hastalığı yeryüzünden silmiştir.

   Buhar makineleri hızlandırılmak istenirken; sırasıyla içten yanmalı benzinli motorlar, dizel teknoloji ve jet motorları insanın hızını ses hızının birkaç misli düzeyine taşımıştır. İnsanlar metropollerde şekillenen şehir yapılanmalarına geçiş yapmış üretim kültürü tarımdan teknolojiye doğru yol almaya başlamış ve “bilgi” bir diğer egemen güç olma yolunda tartışılmaya başlanmıştır.

   Bu kapsamda geçmişte kullanılan ya da elde olan her teknoloji, günümüzde gelişmiş, hızlanmış ve ucuzlayarak her alanda kendisini göstermeye başlamıştır.

   Kaynakların kıt ve ulaşılan bu teknolojik seviyenin enerjiye olan gereksinimi de saydığımız bu hususlarda çağımızın yumuşak karnını meydana getirmektedir. En hassas dengeler günümüzde enerji politikaları üzerinden tesis edilmekte. Hatta savaşların bile temel sebebini enerji darboğazı oluşturmaktadır.

Günümüzde topçu hangi teknolojileri kullanmaktadır?

Bu sorunun cevabını temel bilimlere, oradan da yeni bilimlere bakıp bunların teknolojiyi getirdikleri noktayı sorgulama imkânımız yoktur.

Bir mermiyi, enerjik malzemeler kullanarak, belli uzunluktaki namludan hedefe gönderip orada ikincil bir etki meydana getirmek ve bunu da manevra unsurlarının istediği yer ve zamanda meydana getirmek, her çağda yüksek birikimli bir teknolojik altyapı kullanmayı gerektiriyor olsa gerek. Bu yüzden günümüzde var olan teknolojilerin hepsi ve birçok bilim dalı topçulukta direkt veya dolaylı olarak kullanılmaktadır.

Bu konuda tevazulu davranmak biraz iyimserlik olur. Çünkü muhabere sadece ve sadece elektronik bilimini ve bu bilimin meydana getirdiği teknolojiyi kullanmaktadır. Diğer bilimlerin de elbet ilişkisi vardır muhabere ile ancak bu ilinti oldukça mahdut düzeyde kalmakta ve elektroniği dolaylı yoldan etkilemektedir.

Topçulukta ise durum farklıdır. Her bilim ve her teknolojinin kullanımı üst düzeyde zaruri durumdadır.

Bu yüzden topçulukta kullanılan teknolojileri irdelemek yerine halen zamanımızda sahip olunan teknolojik seviyenin topçuya ne gibi kolaylıklar sağladığını ifade etmeye çalışmak, topçunun kullandığı teknolojileri bilmek açısından bizleri daha gerçekçi noktalara götürür.

Eğer topçu olarak teknolojinin neresinde olduğumuzu merak ediyorsak, Matematik, fizik, kimya ve biyolojiyi kapsayan temel bilimlerin diğer bilim dallarına 'temel' oluşturdukları gerçeğinden hareketle, halen teknolojiyi nereye getirdiklerini sorgulamamız gerekmektedir. Buradan topçulukta hangi bilimler ve bilimlerin hangilerinin oluşturdukları teknolojileri kullandığımız konusuna daha net bakabiliriz.

 

Uğur Şerif PEKER

(E) Topçu Alb.           

 

 



[1] Geleceğin Teknolojileri Sempozyumu Sonuç Bildirgesi 20-21 Ekim 2011 - Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası İstanbul Şubesi

[2] Kavram ilk olarak William S. Lind, Albay Keith Nightengale (USA), Yüzbaşı John F. Schmitt (USMC), Albay Joseph W. Sutton (USA), Yarbay Gary I. Wilson (USMCR) tarafından 1989 yılında Deniz Piyadeleri Gazetesinde yazdıkları "Savaşın değişen yüzü: Dördüncü Nesile doğru" (İngilizce:The Changing Face of War: Into the Fourth Generation) başlıklı makalelerinde tanımlanmıştır:

[3] http://tr.wikipedia.org/wiki/Teknoloji

[4] Dianetik günümüzün en modern, en etkili ve yaygın kullanılan ruh bilimini içermektedir. Dianetik, stresi, tansiyonu, depresyonu, psiko-somatik hastalıkları tiryakiliği, cinnet geçirmeyi, kısaca reaktif hafızayı anlamamıza yardımcı olur.

430 kez okundu
08.11.2019

Yorumlar