HİNDİSTAN’IN KEŞMİR BAĞLAMINDA ASKERİ STRATEJİSİ-Yazar Birol SAĞLAM
HİNDİSTAN’IN KEŞMİR BAĞLAMINDA ASKERİ STRATEJİSİ
 
İngiltere’nin Hint Alt Kıtası’ndan çekilmesi üzerine kanlı bir bölünme ile 1947 yılında kurulan Hindistan ve Pakistan; kuruluş günlerinden günümüze Keşmir problemi nedeniyle açık bir düşmanlık ve rekabet içine girmişlerdir. Keşmir üç savaşa neden olmuş; hem ideolojik hem de stratejik bir meseledir.
 
Yeni Delhi’ye göre; çok kültürlü ve laik yapısında Müslümanlara da yer vardır. İslamabad’a göre din belirleyicidir.
Diğer taraftan Keşmir’in Hindistan’dan koparılması ülkenin birçok yerinde yaşanan ayrılıkçı hareketleri cesaretlendirerek Hint Birliğini tehlikeye atacaktır. Ayrıca Hindistan eğer Keşmir’i tam olarak kontrol ederse Orta Asya’ya açılacak, Çin ile Pakistan’ı birbirinden koparacak, Hint Alt Kıtasının su havzasını emniyete alacaktır.
Hindistan askeri stratejisini, öncelikle Keşmir’in ülkeye tam entegrasyonunu sağlamak ve bu kapsamda Pakistan üzerinde (Konvansiyonel ve nükleer) üstünlük sağlayarak Keşmir üzerindeki hak ve iddialarından vaz geçirmek üzerine kurmuştur.
 
Hindistan Tarafından Keşmir’de alınan Askeri Önlemler/Entegrasyon Çabaları
 
Hindistan; 90’lı yılların başından itibaren hızla istikrarsızlaşmaya başlayan Cammu-Keşmir’de düzeni yeniden tesis etmeye ve yerel halkın entegrasyonunu sağlamaya çalışmaktadır. Bu amaçla bölgede; 
-Hindistan Kara Kuvvetlerinin altı Ordu’sundan biri olan ve Udhampur’da konuşlu bulunan Kuzey Komutanlığı/Northern Command komutası altında yaklaşık olarak 380-400.000 (8 Tümen, 11 Tugay, destek birlikleri, Savunma Bakanlığı organik kuruluşunda olan Sınır Ulaşım Altyapı Komutanlığı/Border Road Organization) asker,
-Hindistan İçişleri Bakanlığına bağlı 100-115.000 paramiliter (Bu kuvvetler; sınırların korunmasından sorumlu Sınır Koruma Birliği/Border Security Force bünyesinde 50.000; yerel polisi desteklemek için merkezden gönderilmiş Merkezi Destek Polis Gücü/Central Reserve Police Force bünyesinde 50-65.000 paramiliter) konuşlandırılmıştır. Bir askere 24 sivil oranı ile dünyanın en fazla militarize edilmiş bölgesi olarak görülmektedir.
550 km. İsraillilerce inşa edilen çift sıra güçlendirilmiş sınır fiziki engel sistemi (2.4-3.7 m. yüksekliğinde çift sıralı fense, arada mayın döşeli, elektrikli, harekete duyarlı sensörlü, alarm ve gece görüş sistemli) ile korunan 740 km. uzunluğundaki sınır hattını Sınır Koruma Birliği (BSF) emniyet altına alırken, askeri birlikler büyük kısmı ile sınır güvenliğini takviye etmektedir.
 
Ayrıca yerleşim yerleri yerel polisler ile merkezden gönderilmiş paramiliter güçlerle (CRPF) kontrol altına alınmakta; Ordu (yaklaşık olarak 2-3 Tümenlik bir kuvveti ile) kırsal alada orta ve büyük çaplı operasyonlar; hizmet destek unsurları ile okul, sağlık ve altyapı hizmetleri gibi toplumsal destek faaliyetleri icra etmektedir. 
 
Keşmir Olağanüstü Hal Kanunu (President’s Rule) ile yönetilmektedir. Kamu düzeninin ve asayişin bozulduğu bölgelerde güvenlik güçlerine yetki ve koruma sağlayan (anayasal hakları kısıtlayarak) Silahlı Kuvvetler Özel Yetki Yasası (Armed Forces Special Power Act) 1990 yılından beri yürürlüktedir.
 
Ancak bütün bu tedbir ve çabalara rağmen ayrılıkçıların Keşmir’e sızmasının, kırsal bölgelerde pusu ve baskınlar ile şehirlerde toplumsal gösterilerin önü alınamamış, Hindistan’ı uluslararası alanda son derece zor duruma düşüren insan hakları ihlalleri yaygın olarak meydana gelmiştir. Entegrasyonda başarılı olamayan Hindistan Keşmir’in anayasal özerkliğini ortadan kaldırmış ve daha fazla güç kullanarak bölgeyi kontrol altına alma yolunu seçmiştir. 
 
Hindistan ve Pakistan Güç Mukayesesi (Hindistan’ın Pakistan Üzerindeki Askeri Mutlak Üstünlük Arayışı ve Pakistan’ın Hindistan’ı dengeleme Çalışmaları)]
 
Keşmir nedeniyle iki ülke nükleer silahları da kapsayan bir silahlanma yarışına girmişlerdir. Bu kapsamda; Hindistan son yıllarda soğuk savaş döneminden kalma (Rus menşeli) silah, malzeme ve teçhizatını yenilemek amacıyla askeri harcamalarını artırmaktadır. ($ 66.578, %2.1 GDP)
 
Hindistan Ordusu; 36 muharip tümeni, 3.565 tankı, 9.719 ateş destek silahı, 814 muharip uçağı, bir uçak gemisi, 16 denizaltısı, 13 fırkateyn ve diğer destek unsurları ile dünyanın en büyük üç ordusundan biridir. Sayısı bir milyon (1.000.000) olan İçişleri Bakanlığına bağlı paramiliterler söz konusu mevcutlara ve bütçeden ayrılan kaynağa dâhil değildir. Nicelik olarak kıyaslandığında Hindistan konvansiyonel güç olarak Pakistan’a 2/1 üstünlük sağlamaktadır.
 
İki ülke arasındaki nükleer dengeye gelince; Hindistan’ın 130-140, Pakistan’ın 140-150 nükleer başlığa sahip olduğu değerlendirilmektedir. Pakistan kısa ve orta menzilli balistik füze sistemlerine sahipken; Hindistan Stratejik Kuvvetler Komutanlığı/SFC bünyesinde kısa, orta ve uzun menzilli balistik füze sistemleri ile kısa menzilli denizaltıdan fırlatılabilen balistik füzelere sahiptir.  Agni serisi balistik füzeler Hindistan’ın gelişmiş füze sisteminin ana omurgasını oluşturmaktadır.  Hindistan 8-10.000 km. menzilli (Agni V ve VI) kıtalararası balistik füzeler ile denizaltılardan fırlatılabilen K serisi balistik füzeler geliştirmek için çalışmalarına devam etmektedir. 
- Hindistan’ın konvansiyonel açıdan nispi üstünlüğü mevcuttur. Bu durum Pakistan’ı taktik alanda nükleer silahlar (60 km. menzilli Haft-IX füzesi) geliştirmeye yöneltmiştir. 
- Nükleer silahlarda halen nispi bir denge durumu söz konusudur. Pakistan %5 fazla nükleer başlığa sahipken Hindistan’ın daha uzun menzilli, aynı zamanda denizaltıdan fırlatılabilen füze sistemlerine sahip olması Hindistan açısından bir avantaj oluşturmaktadır.
- Ayrıca Hindistan’ın envanterinde bulunan Prithvi Balistik Füze Savunma Sistemine ilave olarak Rusya’dan 2020-2025 yılları arasında tedarik edeceği 5 filo/alay S-400 füze sisteminin envantere girmesi ile Pakistan üzerindeki askeri üstünlüğünü pekiştireceği değerlendirilmektedir. 
Sonuç olarak; Hindistan’ın “Caydırıcılık Stratejisi” büyük kaynakların harcandığı silahlanma yarışına dönüşmüş ve son gelişmeler bölgesel çatışma ihtimalini her zamankinden daha fazla artırmıştır.
 
384 kez okundu
22.11.2019

Yorumlar